YAPARSA DÜNYAYI GARİPLER YAPAR - Sancaktepe NewsSancaktepe News

SON DAKİKA

YAPARSA DÜNYAYI GARİPLER YAPAR

Bu haber 25 Ekim 2021 - 15:47 'de eklendi ve 331 views kez görüntülendi.

EN ŞUÇLUNUZ KİMSE DÜNYAYI O YÖNETSİN (!)

Dolar en yüksek seyrine devam ediyor. 

Ortadoğu yeniden karıştı.

Meşhur dengeler yine alt üst, akıbetler meçhul..

Küresel ısınma ve iklim değişikliği soruları ve sorunları dağ gibi karşımızda.

Diğer yandan artması beklenen orman yangınları, kuraklık ve kıtlık söylentileri..

Virüs pandemisinin sonuna gelmişken, şimdi de siber pandemi gündemde..

Evet gün geçmiyor ki bilim insanları ya da dünyaya hükmeden otoritelerden 

yeni bir felaket uyarısı daha gelmemiş olsun..

Biliyorum kardeşim..

Biliyorum..

Hepimiz aynı durumdayız..

Dertlerimiz aynı, yüreğimiz yangın yeri..

Ve inanmış bir avuç bir biz kaldık “insanlığı iyilik kurtaracak!” diye düşünen, gezegenin kutusunda.. Budalaca bir slogandan öte hilesiz, hakiki bir iyilik. 

Sevdiğinin cemal seyrini düşleyen, çay içen ve şiir seven olarak, kaç kişiyiz ki şurada zaten..

En suçlunuz kimse dünyayı o yönetsin tamam.!

Evrenselleştiremediğiniz değerleriniz, küresel çapta çıkardığınız çapsız krizleriniz, ilerledik(!)çe ilkelleşen yeni dünya düzeniniz sizin olsun, sizde kalsın..

Bildiğimiz, ama bilmemizin bizim için hiçbir şeyi değiştiremeyeceği, değiştirmeye de muktedir olamayacağımız, gücümüzün üstünde, aklın da vicdan da kaldıramadığı şeylerle daralttığınız şu fasid çemberin dışında kalmaya çalışan ve insandan, insana dair hiçbir şeyin bırakılmadığı şu kül bulutu kaosun, keşmekeşin içinde, bizi kendi halimize bıraksanız da, hiç değilse geride hala kendi küçük mutlulukları ile küçük dünyalarında yada en azından bunun gayreti içinde olan insanlar olarak bizler, huzur ve  sükunetle insanca yaşayabilsek bari..

Biliyorum pişkin ve sinsi barışçıllığınızla, sahibi olmaya çalıştığınız dünyada size rağmen güzellik aramak, zindandaki idam mahkumunun pencere yanı ranza istemesi  gibi bir şey.

Herkes vakti geldiğinde ya da çağrıldığında, darağacına çıkma sırasını bekliyor adeta.

İnsan denilen eşref-i mahluk bir rakamdan ibaret artık.!

“Âsafın mikdârını bilmez Süleymân olmayan,

Bilmez insan kadrini âlemde, insan olmayan”

Diyen Ziya Paşa, şimdiki insanın düşürüldüğü durumu görse ne derdi acaba?

Zira bırakın insan kadrinin bilinmesini, bizzat kendi zatının yok sayıldığı bir cihaz gibi kontrol edilebilen makinalara çevrilmeye çalışıldığı bir çağda, bütün kimliklerin üstünde sadece insan olabilmenin ve insan kalabilmenin mücadelesini veriyor bu cinnet çağının insanı.

Dünya kurulduğundan bu yana, Habil ile Kabil’den beri kötülük hep vardı, olmaya da devam edecek. Fakat sadece insan değil, kötülük de ciddiyetini kaybetti bu çağda.

Eski insanlardan olsaydık takılır kalırdık belki, ama o kadar payesiz ve kalitesiz bir kötülük ki bu, ciddiye alınır bir şey olmaktan da çıkıyor artık yavaş yavaş.

İşte bu çok tehlikeli.!

Tek takıldığım, insanoğlu yeryüzünde binlerce yıl yaşasın, sen tut bu döneme isabet et. Şu anki zamanla hiçbir derdim yok.

Elbette Zat-ı Yezdan’ın vardır bir muradı ve başım üstündedir o ayrı, ama zamanı aşıp gelen, hatta zamanı delip geçen insanların, o şah şahsiyetlerin yaşadığı dönemleri düşününce, insanın aklına ne bileyim, kıyas dahi kabul etmez belki ama, bir Fahr-i Kainat Efendimiz Aleyhisselam gelince,

bir Asr-ı Saadet dönemi,yada bir Fatih Sultan,Yavuz Selim,Mimar Sinan

bir İbn-i Farabi,İbn-i Haldun,İbn-i Sina,İbn-i Rüşd ,

bir İmam-ı Gazali,İmam-ı Rabbani,İmam-ı Azam

bir Mevlana,bir Yunus,bir Itri,Buhari

bir Hafız Divanı,bir Gülistan,bir Mesnevi,

bir Abdulkadir Geylani, Yusuf Hamadeni, Şah-ı Nakşibendi

bir Nietzsche ,Tolstoy, Picasso, Da Vinci,

örnekler daha da çoğaltılabilir elbette,

işte bu şahsiyetlerin bir şekilde bir yerlerde eserlerine rast geldiğinizde, birkaç satır okuduğunuzda, bir kuble dinlediğinizde ya da izlediğinizde aradaki farkı hemen ve çok net görebiliyorsunuz.

İşte film şeridi gibi geçince zihininizden böyle istikamet sahibi isimler, insan şu yaşadığımız zaman dilimi adına bir gariplik hissediyor kafasında.

Hayret.. Gıpta.. Keşke.. İyi ki.. Belki.. bütün duygular herc-ü merc..

Yeryüzü kurulduğundan bu yana resimden, müziğe, sanattan, siyasete, bilimden musikiye kadar tarihin bütün kalitesizliği ve ucuzluğu bizim bulunduğumuz çağa mı denk gelmiş acaba? diye düşünmeden edemiyor insan.

(İstisnalar müstesna tabi!)

Koca bir bilim kurgu sahnesine çevirdiğiniz dünyadan dolayıdır belki de son zamanlarda herkesin yaşadığı bu nostalji ve eskilere özlem sevdamız.

YAPARSA DÜNYAYI GARİPLER YAPAR;

“Yakarsa Dünyayı Garipler Yakar” şekilde popüler bir söylem dolanıyor ortalıkta. Sosyal mecralarda da sık sık kullanılıyor.

Doğru ama eksik.! 

“Yakarsa Dünyayı Garipler Yakar” lakin

“Yine Yaparsa Dünyayı Garipler Yapar” 

Garip kelime manası olarak “uzak” demektir.

Gurbetde aynı kökten gelir “uzaklarda olan” manasında.

Sözlükte, bu yazıya konu olan tanımını paylaşmak istiyorum sizinle

“Kolay anlaşılamayan, gizli tarafları bulunan, anlaşılmaz şey, sırlı.”

“Değişik, garip bir insan” söylemini bizlerde kullanırız zaman zaman. 

Benim mevzu bahis “garip” tanımım ise acizane şudur;

“Sayıları az da olsa insan onurundan ve hissetmekten asla vazgeçmeyen ve yaşadıkları çağın; ağlarından, bağlarından, şerlerinden uzak kalmayı ve ruhlarının masumiyetini korumayı başarmış az ama soylu insanlar.”

Dünya kurulduğundan bu yana az olacak ama hep olacak garipler. 

Tanrı’ya inandıklarını iddia edip, tanrı rolü oynamaya kalkan medeniyetlerin pisliğe bulanmış tarihlerini ve şimdilerini onlara önce hatırlatan, sonra da o kokuşmuş düzenlerini başlarına yıkan gariplerdi.

Dünyanın tek hakimi ve yargıcı olduklarını, 

canlılara ölümü ve yaşamı sunduğunu sanan Firavuni kibirlerine

Musa’ca çelmeler takan yine gariplerdi.

Zifiri karanlığı yırtıp çağları, asırları aydınlatan nurun sahibi garip Abdullah’ın Garip Yetimi (sav) değil miydi?

Kaygısı çoktur ama korkusu yoktur gariplerin.

İsmet Özel’in tabiriyle “Toparlanın Gitmiyoruz!” der,

başkaldırır, baş koyar, baş olur ve soylu bir itirazla işi bitirir.

Bu hep böyle olmuştur çünkü.

Şimdi bize olacak olan her şey, yaşadığımız her şey daha önce de olmuştu ve bizden önceki ümmetlerin, milletlerin başına gelmişti.

Ve yeni devrin çocukları bu devri başlatanın kendi zamanın “garipleri” olduğunu bilmezler çoğu zaman.

Ve hiçbir zaman garipleri anlamadılar ve çözemediler bu yüzden.

Anlamayacaklar ve çözemeyecekler de..!

Çünkü Üstad Cemil Meriç; “apayrı bir medeniyetin çocuklarıyız, bambaşka ölçüleri olan, çok daha eski, çok daha asil, çok daha insanca bir medeniyetin” derken,

çağdaşı Üstad Necip Fazıl destek atar dostuna; “Kırılır da bir gün tüm dişliler

Döner şanlı şanlı çarkımız bizim

Gökten bir el yaşlı gözleri siler,

Şenlenir evimiz barkımız bizim

Yokuşlar kaybolur çıkarız düze

Kavuşuruz sonu gelmez gündüze

Sapan taşlarının yanında füze

Başka alemlerle farkımız bizim..”

Evet.! Bizler kuşların filleri yendiği, sapan taşlarının, füzeleri ezdiği, 

İbrahim’e (as) serin ve selametli olan ateşin su kesildiği, topal bir sivrisineğin Nemrut iktidarını devirdiği, nehirden gelen sahipsiz bir yetimin Firavun’u altettiği,

ve merhum Aliya izzetbegoviç’in dediği gibi “tarihi insanlar değil bizatihi Allah cc yazar” düşüncesine büyük inanan, yüce bir medeniyetin garip çocuklarıyız.

Garip başlayıp, garip giden soylu ve sırlı bir medeniyetin..

Ne Mutlu Gariplere.! 

Melike Turanmeliketuran354@gmail.com