CAT ÇIKARMAK (GİRİŞİMCİLİK RUHU)

    1978 yılında anne ve babası öğretmen olan bir ailenin iki çocuğundan küçüğü olarak dünyaya geldim. Öğretmen çocuğu olduğum için çocukluk yıllarımı okul dershane köşelerinde geçirdim. Bizim oralarda sık kullanılan bir deyim vardı: icat çıkarmak. Bu deyimleri ben rahmetli annem ve babamdan sık sık duydum ve sizlerin de duyduğunuzu tahmin ediyorum. Çocukluk yıllarımda farklı bir iş yapmak istediğimizde “icat çıkarma oğlum” deyimiyle sık sık karşılaştık. Yine bu deyimle karşılaştığım bir anımdan bahsetmek istiyorum.

    Bir cumartesi günü, rahmetli dedemden pazarda limonata satmak için oralet parası istedim. Dedem esnaftı ve girişimci ruha sahipti. Dedem bu isteğimi destekledi ve bana oralet parasını verdi. Dedemden aldığım sermayeyle toptancıya gidip istediklerimi aldım. Koşarak eve geldim, hemen annemden buzdolabına malzemeleri koymasını istedim. Bu isteğime annemin cevabı “İcat çıkarma oğlum” oldu. Yine de bu seferlik annem beni kıramadı ve limonataları hazırladık.

    Pazar sabahı heyecanla kalktım ve limonataları pazara götürdüm. Öğlene doğru yapmış olduğum limonataları satmaya başladım, sonra zamanla limonatalar ısındı; ben de ancak top parası çıkaracak kadar limonata satmayı başardım.

    Benim için bu girişimcilik tecrübem ilk ve son olmuştu. Annem ikinci kez limonata yapma isteğime karşı koymuş, benim okuyup mühendis veya doktor olmamı istemişti. O gün kazandığım parayla top aldım ve bir daha girişimcilik heyecanına kapılmadım.

    Gençlik yıllarımda, amatör kulüplerde bir sene futbol oynadım.  İyi bir futbolcu olabilirdim, yeteneğim olduğu aşikardı fakat yine aynı gerekçelerden dolayı ailemin engeliyle karşılaştım ve üniversite hayatıma devam ettim.

    Çocuklarımızın, gençlerimizin okul hayatları ve geleceklerini bizler, veliler şekillendiriyoruz. Onların ileride mühendislik, doktorluk gibi meslekler yapmaları için matematik, fen yapabilmeleri için dershanelere, kurslara, sınavlara koşturuyoruz. Ama çocuklarımızın bu derslere ilgi duyup duymadıklarını dikkate almıyoruz. Her yıl milyonlarca öğrenci LGS (Liselere Giriş Sınavı) ve YKS (Yükseköğretim Kurumları Sınavı) için sene boyunca ter döküyor, kimi öğrenciler bu sınavlarda iyi başarılar elde edip ülkemizin güzide eğitim kurullarında öğrenim hakkı kazanıyor, ezici çoğunluk olan kimi öğrenciler ise velilerinin istedikleri puanları kazanamıyor. LGS ders bazlı başarı ortalamalarına bakıldığında öğrenciler Matematik 20 soruda 4.74; Fen Bilimleri 20 soruda 9.5; Türkçe 20 soruda 9.22; T.C. İnkılap Tarihi 10 soruda 5.54; Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 10 soruda 6.45; Yabancı Dil 10 soruda 4.59 olduğu bir durumla karşılaşıyoruz. Biz velilerin çocuklarımıza uyguladığımız baskılar, onların hem ilgi duydukları alanlarda körelmelerine hem de bizlerin istediğimiz dalda başarısız olmalarına sebep oluyor. Bu baskıları uygulamak yerine, çocuklarımızın gelecekte hangi meslekle uğraşmak istediklerini anlayarak, onları sınav peşinde koşturmak yerine istedikleri meslek gruplarına yönlendirmek, çocuklarımızın sınav uğrunda harcayacağı emeklerin verimli kullanılarak boşa gitmesini engelleyerek gelecekte daha başarılı bireyler olmaları için destek olmak üzerimize düşen vazife olmalıdır.

   Malumunuz ülkemizin en büyük sorularından birisi gençlerimizin iş bulamamasıdır. Sanayicilerimizin de buna zıt olarak en büyük sıkıntılarının meslek lisesi mezunu yetişmiş eleman bulamaması. Bu tezatlar üzerine birtakım görüşmelerde bulundum. Meslek liselerinin müdürleriyle görüşmelerimde bu sorunu dile getirdim. Aldığım cevaplar dikkat çekiciydi: Meslek lisesi mezunlarının çoğu, sanayilerde çalışmak istemiyorlar, aileleri tarafından üniversitelere yönlendiriliyorlar. Şunu unutmamalıyız ki, mesleğinde iyi bir usta, iyi bir kaynakçı, iyi bir elektrikçi iyi bir araba tamircisi, iyi bir terzi ve beyaz yakalı olarak çalışan meslek gruplarından çok daha iyi bir gelire sahip olabilmektedir.  Tek kıstasımızın çocuklarımızın iyi kazanması ise üniversite diplomasına sahip olmalarını onlardan beklemek olmamalıdır. Binlerce üniversite mezunu maalesef bu eğitim sistemi ve velilerin bu yönlendirmeleri sonucunda mezun oldukları zaman hüsran yaşamaktadırlar.

    Çocuklarımızı bilime, sanata, spora kısacası yetenekli oldukları meslek dallarına yönlendirmemiz çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği açısından çok büyük önem arz etmektedir.

     KOSGEB, kendi işini kurmak isteyen gençlerimize ciddi destekler vermektedir. Girişimcilik eğitimlerinden sonra işini kurmak isteyenlere çeşitli teşvik olanakları sunmaktadır. Hobilerinin ve arzularının peşinden gitmek isteyen genç girişimcilerimizi devletimizin bu hizmetlerinden faydalanmaya davet ediyorum.

    Kalın sağlıcakla…

Seçkin KALENDERseckin.kalender@kosgeb.gov.tr