MUHARREM AYI VE KERBELA HADİSESİ… - Sancaktepe NewsSancaktepe News

SON DAKİKA

MUHARREM AYI VE KERBELA HADİSESİ…

Bu haber 14 Ağustos 2021 - 12:23 'de eklendi ve 138 views kez görüntülendi.

Sancaktepe ile Müftüsü Muammer Turhan, Muharrem Ayı ve Kerbela hadisesi başlığında mesaj yayınladı. Yayınladığı mesajda Muharrem Ayının önemine ve tarihten günümüze yaşanan fitnelere dikkat çeken Turhan şöyle devam etti.

Peygamber efendimizin Allah’ın ayıdır buyurarak taltif ve takdir etmiş olduklarını dile getiren Sancaktepe ile Müftüsü Muammer Turhan, “Muharrem ayı muhtevi olduğu bazı özellikleri itibari ile İslam âleminde daima önemini koruyan bir ay olmuş. Hz. Ömer(ra) efendimizin zamanından beri de hicri yılbaşı olarak kabul edilmiştir.

Peygamber efendimiz Ramazan orucu farz kılınıncaya kadar bu ayda Aşure orucu tutmaya devam etmişlerdir. Bu ayda meydana gelen pek çok hadiseler vardır ki çoğu sevindirici, müjdeleyici tebşirât nevinden olmakla beraber içlerinden birisi asla unutulamayacak kadar sinelerimizde yer etmiş, ümmetin ebedi matemi haline dönüşmüştür.

Kerbela olayı keşke hiç yaşanmamış olsaydı. Keşke ümmeti Muhammed’in bir damlacık kanı bile yere dökülmemiş olsaydı. Keşke Allah’ın aslında tertemiz olarak yaratmış olduğu yeryüzü hırs ve ihtiraslarının mağlubu kimi bedbahtların günahlarıyla hiç kirlenmeseydi. Keşke asırlarca sonra bile hatırlandıkça yüreklerimizi burkan, Müslümanlık adına yüzümüzü yer eden böyle kötü örnekler günümüze kadar tevarüs etmeseydi. Ama oldu işte. An be an pusuda bekleyen şeytan tuzağını çok iyi hazırladı, oyununu çok iyi oynadı, şer ve kötülük adına bir kere daha kazandı. 

Peygamber efendimizin tertemiz manevi iklimi Hz. Osman’ın hilafetinin ikinci yarısına kadar hiç kirletilmemişti. Fakat çok uzun sürmeyen bu saadet Hz. Osman’ın şahadeti ile birlikte bir daha geri gelmedi. Açılan fitne kapısı bir daha hiç kapanmadı. Birbirini takıp eden Cemel ve Sıffıyn olayları ile bunların menfi neticeleri İslam âlemini kalbinden vurdu. Siyasi ihtiraslar ve iktidar olma uğruna çok kan akıtıldı. Kabilin insan kanına bulaşan eli hiç kurumadı. Kanayan yaralar bir türlü sarılamadı. Kuran’ın adam öldürmekten beterdir diye buyurduğu ümmetin bağrına karabasan gibi çöken fitne hareketleri geride ölümler, zulümler bırakarak bizden çok şey alıp götürdü, sineler viraneye döndü.

Ne yazık ki bazı kereler hem de Allah adına acımasızca icra edilen zulmün şerrine en çok peygamber evlatları uğradı. Haydar’ı Kerrar Hz. Ali efendimiz cami kapısında önünü kesen bir canı tarafından bıçaklanarak rahmeti rahmana vuslat ederken, Hz. Hasan efendimiz ise altı aylık çok kısa süren hilafetine müteakip ümmetin birliği ve dirliği adına kendi isteğiyle hilafetten çekilmesine rağmen H.50 de zehirlenerek öldürüldü.

Hz. Hasan’ın Hakka yürümesinin üzerinden henüz 11 yıl geçmişti. Yüreklerini kin, gözlerini kan bürüyen hainler bir kere daha harekete geçtiler. Hatemul Enbiya.  Resulü Kıbrıyya Efendimizin iki güzelciğinden birini iki tomurcuğundan diğerini daha hayattan koparttılar. Kerbela kızıl kanlara boyandı. Mana âleminde rahmet peygamberinin mübarek gözlerinden bir damla yaş daha toprağa düştü. Cennet seyyidesi, Resulüllahın biricik kerimesi, ümmetin annesi Hz. Fatıma’nın ciğeri bir kere daha yandı.

Hasan ve Hüseyin efendilerimiz Allah resulünün kucağında, onun kolları arasında yetişen iki güzelcik idiler. Yanaklarında hala efendimizin mübarek dudaklarının şefkat ve merhamet öpücüklerinin izlerini taşıyorlardı. Onlar efendimizin ciğer paresi, cenneti alanın seyyidesi Hz. Fatıma’nın canı, ciğeri, gülü, çiçeği idiler. Gözlerini kan bürümüşler, nefis ve şeytanın kayıtsız şartsız esiri olmuşlar, insanlığı bir kenara itmişler, Allah’ın rahmet ve merhamet tecellilerinden nasipsiz kalmışlar efendimizin sevmeye doyamadığı torunlarını şehit etmekten çekinmediler.

Kerbela vakasında hasta olduğu için sağ olarak bırakılan daha çok zeynelabıdıyn olarak bilinen Hz Hüseyin’in oğlu Ali, gözleri önünde meydana gelen  hayatı boyunca travma yaşadığı pervasızca işlenen bu aleni katliamdan dolayı siyasi çekişmelerden uzak durarak kendini ilme ve öğrencilerine vakfetmişti. Ancak oğullarından Zeydiyye mezhebinin kurucu olarak dikkatimizi çeken aynı zamanda Ebu Hanife’nin muasırı olarak onun engin görüşlerinden de istifade eden imamı Zeyd ve oğlu Yahya da hayatlarını zalimlerin ellerinde yitirdiler.

Kerbela olayı elbette tarihin en kara lekesi, bu ümmetin en büyük matem günüdür. Ancak ne var ki cehalet, zulüm ve zalimler adına duyulan, kalplerde oluşan bu öfke başkalarına karşı kin ve nefrete dönüşmemeli, yeni mazlum ve mağdurlar ortaya çıkarmamalı, başka fitne kapılarının açılmasına sebep teşkil etmemelidir. Olanlardan, başa gelenlerden dersler çıkartılmalı, ibret alınmalıdır.

Tarih bir kere daha böylesi hadiselerle asla tekerrür etmemelidir. Aradan geçen bu kadar zamandan sonra yeni yeni düşmanlar icat edilerek tekrar yine aynı hatalara düşülmemelidir. Gözyaşlarımız ümmeti Muhammed’in ruhunu kemirip duran fitne ateşini söndürmek için akmalıdır. Ahu zarlarımız, inleyip sızlamalarımız bütün şer ve kötülüklerin bir daha hiç hayat bulmaması için tövbe ve pişmanlıklarımızın üzerine vurulan mühre dönüşmelidir.

Muharrem ayı Mekke müşriklerinin zulmünden kaçarak kendilerine Medine-i Münevvere de yeni bir yurt edinenlerin, kendilerine yeni bir hayat kuranların, yeni umutlara yelken açarak kardelenler gibi gözlerini yeni bir hayata aralayanların hikâyesidir.

Muharrem ayı her ne kadar Nuh peygamberin hayatta benzeri görülmemiş bir tufandan sonra ümmetini selamete çıkarmasından, firavunun zulmünden firar eden Musa peygamberin kızıl denizi yarıp geçmesinden haber veriyorsa da esasen özlediği peygamber asrına dönmek isteyen, başına gelen fitneler nedeniyle yorulmuş ve yıpranmış bir ümmetin selametini müjdeleyen bir aydır.

Muharrem ayının tüm kötü hatıraların unutularak Cenabı Hakkın bizden istemiş olduğu güzelliklerin yaşanabilmesi için, sevgiye, dostluğa kardeşliğe milat olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.