Sancaktepe News YAZARLAR YAZARLAR Sancaktepe News Sancaktepe NewsSancaktepe News

SON DAKİKA

COVİD-19 İLE MÜCADELEYİ ANCAK AŞI İLE KAZANABİLİRİZ

Bu haber 03 Ağustos 2021 - 21:39 'de eklendi ve 19 views kez görüntülendi.

Yatılı okulda okuyanlar ya da askerlik yapanlar bilirler. Özellikle toplu yaşanılan yerlerde biri ortaya gerçek olmayan bir şey atar. Fısıltı gazetesi hemen devreye girer. Başlattığı hikaye öylesine dallanıp budaklanır öyle bir hal alır ki, söylentiyi ilk ortaya atan da son haline inanmaya başlar. Akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla her yaş kategorisi ve toplumun geneli tarafından sosyal medya kullanımının artmasıyla birlikte bu fısıltı gazetesi günlük yaşantımızın rutin bir parçası haline geldi. Çeşitli konularda yeterince bilgi sahibi olmayan kişiler, detaylı araştırma yapmadan kulaktan dolma bilgilerle klavye başına oturup yazmaya başlıyor. Bunun en güncel ve somut örneğini ise Covid-19 aşısı oluşturmakta. Günde 10.000 aşının yapıldığı hastanemizde bizlerin görmediği, duymadığı, karşılaşmadığı aşı yan etkilerini maalesef varmışçasına sosyal medyadan okuyoruz.

Aşı sadece aşılanan kişiyi değil tüm toplumu koruyan bir yöntemdir. Aşının başarısını anlamak için çok uzak geçmişe gitmeye gerek yok. Yirminci yüzyılda 300 milyon insanın ölümüne yol açan ve bulaştığı 10 kişiden üçünü öldüren çiçek hastalığı da günümüzde yaşadığımız pandemide olduğu gibi kesin tedavisi olmayan bir hastalıktı. Çiçek, tarihte aşının kullanıldığı ilk hastalıktır ve aşı sayesinde 1980 yılında eradike edilmiştir yani kalıcı olarak silinmiştir. 1980 ve öncesi doğumlu yetişkinlerin kollarında rahatlıkla görebileceğimiz aşı izleri sayesinde çiçek hastalığı yaşamı tehdit eden bir risk olmaktan çıkmıştır. Canlı virüs aşısı olan çiçek aşısının risklerine bakacak olursak aşıya bağlı ciltte egzama, çiçek hastalığı, beyin zarı iltihabı olabileceği belirtilir. Bunların hiçbiri hastalığın kendisi kadar riskli değildir ve internetten yapacağımız araştırmada çiçek aşısından dolayı gelişen bu hastalıklara hiç rastlamayız. Ama “aşı sayesinde tamamen ortadan kalkan ilk hastalık” ifadesi ile yani aşının zaferi ile karşılaşırız.

Çocukluk çağında uygulanan difteri, boğmaca, kabakulak, kızamık, çocuk felci ve menenjit aşıları sayesinde artık bu hastalıklar toplum sağlığı üzerinde tehdit oluşturmamaktadır. Aşılama sonucunda Türkiye 2002 yılında çocuk felcinden arındırılmış bölge olmuştur. Artık çevremizde çocuk felci nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkum çocuklar görmüyoruz. Bütün bu hastalıkların geçmişteki gibi salgınlara, kitlesel ölüm ve sakatlıklara yol açamamasının tek sebebi aşıdır.  

Hastalıklara karşı aşılanan kişilerin artması ile hastalık etkeni ile temas azalır ve toplumsal bağışıklık kazanılır. Virüs ne kadar az kişiye bulaşırsa, o kadar az kişi hastalığı taşır ve çevresindekiler için tehdit oluşturur. Bir toplumda aşılanan kişi sayısının fazlalığı, hastalığı yenmek için en büyük araçtır. Henüz sadece 18 yaş üzerinin aşılandığı Covid-19 hastalığını yenmek ve çocuklarımızı, geleceğimizi korumak için aşı sırası gelen herkesin aşı olması şarttır.

Covid-19’a karşı pasif virüsün verildiği eski teknoloji ile hazırlanmış Çin aşısı olarak bilinen Sinovac ve yeni teknoloji ile hazırlanan mRNA aşısı Biontech ülkemizde uygulanan aşılardır. Sinovac, diğer aşılarda uygulanan teknoloji ile hazırlanan aşı olduğu için ilk etapta daha az yan etki riski olduğu düşünülen ve gelişebilecek komplikasyonların öngörülebildiği bir aşı olarak düşünülmektedir. Biontech ise mRNA teknolojisi ile hazırlanmış bir aşı olmasına rağmen bir günde hazırlanan aşı değildir. Yıllardır kanser aşı çalışmaları için farklı firmaların üzerinde çalıştığı bir projedir. Bu teknolojiyi Covid-19’da ilk olarak, Türk bilim insanları Dr. Uğur ŞAHİN ve Dr. Özlem TÜRECİ denemişler ve başarılı olmuşlardır. Bu başarının üzerine, yıllardır aynı teknoloji üzerinde çalışmalarını yürüten diğer firmalar da kendi aşılarını hazırlamış ve piyasaya sürmüşlerdir. Covid-19 aşıları ile günümüze kadar edinilen tecrübe, her iki aşının da hastalığa karşı koruyucu olduğu fakat Biontech’in koruyuculuk oranının daha yüksek olduğu yönündedir. Ülkemizde uygulanan her iki aşıda da anlamlı bir yan etki görülmemiştir. Sinovac aşısı sonrası 3.doz aşı önerilmekte, Biontech sonrası 3.doz aşıya gerek duyulmamaktadır. Üçüncü doz aşıda uygulanacak aşı kişilerin tercihine bırakılmakla birlikte, daha önce uygulanan aşıya kıyasla farklı teknoloji ile hazırlanan aşının koruyuculuğu daha fazla arttıracağı düşünülmektedir. Örneğin ilk iki dozu Sinovac uygulanan kişilerde 3.dozun Biontech seçilmesi koruyuculuğu arttıracaktır.

Kendimizi, çocuklarımızı, geleceğimizi korumak ve özgür günlere bir an evvel kavuşmak için önce hangi aşı olduğu fark etmeksizin ulaşabildiğimiz ilk aşıyı olmalıyız. Aşı ile ilgili sosyal medyada yapılan yorumları değil, bilim insanlarının önerilerini dinlemek ve onları uygulamak, tüm dünyanın ve ülkemizin diğer hastalıklarda olduğu gibi Covid-19 ile savaşta da zafer kazanmasını sağlayacaktır. Unutulmamalıdır ki, hiçbir aşı hastalığın kendisinden daha tehlikeli değildir ama salgınları önlemedeki tek silahımızdır.  

Murat UĞURliveemlak@gmail.com
%d blogcu bunu beğendi: