BİR SİNEMACI: ÖMER KAVUR

BİR SİNEMACI: ÖMER KAVUR


Ömer Kavur; ilkokullu yönetmenlerimizdendir. Sinema eğitimini Fransa’da (Conservatoire Libre du Cinema Français) almıştır. Filmlerine kendi kişiliğini ve tarzını koyan bir yönetmendir.

   Ömer Kavur filmlerinde karakterler hep bir arayış içindedir. Bu bazen bir nesneyken (saat kulesi) , bazen de öznenin tam kendisidir. Ve içedönük karakterlerdir. Dünyadan ziyade kafalarının içinde yaşarlar. Kafalarında 40 tilki dolaşır, kırkının da kuyruğu birbirine değer. Karakterlerine hem içeriden hem dışarıdan bakar. Söylemekten ziyade sezdirir. Gizemli ve ketum karakterlerdir. Ve mekanların önemli bir yeri vardır. Mekanlar da bir karakter gibidir, ruhu vardır. Bunu kimi zaman ağır ağır çekimlerle, kamerasını sokaklarda dolaştırarak, kimi zaman da karakterlerin içinde bulunduğu ruh halinin bir dışavurumu olarak yapar. Mekanlar da gitgide karakterle özdeşleşir ve tekinsiz bir hal alır. Müzik kullanımı da bu tekinsizliği destekler niteliktedir. Gerilim duygusu yüksek ve rahatsız edicidir, aynı zamanda hüzün duygusu vardır. İçi boş bir iyimserlikten ziyade karamsarlık ağır basar. Takıntılı (Göl ,Anayurt Oteli) , melankolik (Kırık Bir Aşk Hikayesi, Amansız Yol ) , tekinsiz (Karşılaşma, Melekler Evi) , gizemli (Gizli Yüz, Akrebin Yolculuğu) , idealist (Gece Yolculuğu), kendisiyle alıp verecekleri olan, yaşamın kıyısında, kıyısında olmasa bile öteki diyebileceğimiz karakterlerdir. Karakterlerine yaklaşırken onları yargılamaz. Sonuçları ortaya koymaktansa sorular sorar. Belirsizlik hakimdir genel olarak ama bu belirsizlik hali ne istediğini bilmeyen bir yönetmen değil aksine ne istemediğini çok iyi bilen ve kolaycılığa kaçmayan, seyircisine saygı duyan ve onların da çabasını isteyen bir tercihtir. Oyuncu yönetimi de bu bağlamda serinkanlı ve fazlalıklardan uzaktır. Kariyeri 2 ye ayrılır. Daha ticari sinemaya yöneldiği ilk dönemi(ki onda bile tam anlamıyla Yeşilçam geleneğini sürdürmez, daha özgündür) ve 2.ci dönemi(Anayurt Oteliyle başlayan)

    Hani bazı filmler vardır anlamdan bağımsız olarak sezgilerle izlenir. Ne anlattığından çok nasıl anlattığı önemlidir. Kavur filmleri öyledir, psikolojik yanı ağır basar. Bir Ömer Kavur filminde bazen oyuncu ile seyircinin yer değiştirdiği olur. Oyuncu izleyen, seyirci izlenilen duruma düşebilir. Ve sinemamızdaki genel geçer, basmakalıp erkek karakterlerin aksine istisnalar hariç(göl filmi ve bir nebze ah güzel İstanbul daki karakter ki o da toplum normlarına belli ölçüde karşı çıkar) sert, maço, maskulen erkek kavramından uzaktadırlar, daha kırılgandırlar. Kadınlarsa daha güçlüdür, edilgen bir haldeyken bile etkin olmaya devam ederler. Kimi zaman düşsel, kimi zaman somut bir arzu nesnesi olsalar da…

Sibel Borasibelbora1069@gmail.com