İYİ PARTİLİ İBRAHİM ÖZKAN İBB MECLİSİNDE KONUŞTU - Sancaktepe NewsSancaktepe News

SON DAKİKA

İYİ PARTİLİ İBRAHİM ÖZKAN İBB MECLİSİNDE KONUŞTU

Bu haber 14 Eylül 2021 - 15:40 'de eklendi ve 123 views kez görüntülendi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi İyi Parti Grup Başkan Vekili İbrahim Özkan, İBB meclisinden üyelere hitap ederek bir konuşma gerçekleştirdi.

Eylül ayının ilk meclis toplantısında gündemdeki olaylardan, İBB’nin sorunlarına ve yapılan çalışmalara değinen İbrahim Özkan’ın konuşmasının tam metni şu şekilde oldu.

Değerli başkan, saygıdeğer meclis üyeleri;

Yeni bir dönemin başlangıcını yaptığımız bu ilk toplantıda, Türkiye’nin bu 2. büyük Meclisine yakışan bir tutum sergileyerek, İstanbul’a en iyiyi sunabilmesi için İBB’nin hizmetlerine köstek değil destek olarak, hep birlikte hayırlı kararlar almamız temennisiyle başlamak isterim sözlerime. Hepimizin ortak amacı, burada olma nedenimiz sonuçta İstanbul ve diliyorum ki şahsi menfaatleri, siyaseten rant devşirmeleri bir yana bırakır ve sadece kendi aklımız ve özgür irademizle İstanbul’u ilerleten kararlar alırız hep birlikte.

Biliyorsunuz, Ağustos ayında tatile girdi İBB Meclisi, o günden bugüne neler yaşandı kısa bir özet geçmek isterim. Hafızalarımızı diri tutmak adına..Önce ülke gündemini sonra da İBB gündemini paylaşmak isterim sizlerle…

Değerli meclis üyeleri,

Geçtiğimiz günlerde bir acı kaybımız oldu. Buradan bir kez daha rahmetle anmak isterim Türk Tiyatrosunun büyük ustası Ferhan Şensoy’u, şu sözünü de hatırlatarak:”Uyumak güzel de, kitle halinde uyuyunca sıkıntı büyük oluyor.” Dikkate alınması gereken sözlerden biridir.

Ve kişiliği, tevazusu, sıra dışı fikirleri ve enerjisiyle, Süper Vali olarak anılan Trabzon Köprübaşılı çok değerli hemşerim merhum Recep Yazıcıoğlu’nu da anmak isterim rahmet ve özlemle… O dönemde Türkiye’nin en genç valisiydi. Eğitim ve sağlıkta yaptığı önemli işlerde yılın bürokratı seçilmişti. Bir trafik kazasında kaybettik onu da..Tıpkı bir diğer efsane bürokrat hemşerimiz Adnan Kahveci gibi…Recep Yazıcıoğlu’nun da ölümünün üzerindeki sır perdesi hala aydınlanmadı maalesef…Ama asla unutulmayacaklar arasına adını yazdırdı. Deprem yardım fonu Ankara’ya hödüklerin cebine değil belediyelere aktarılsın, diyor, adeta bugün başımıza gelecekleri öngörüyordu. Bu söz dikkate alınsaydı şayet biz bugün, Deprem vergileri nerede? Diye sormak zorunda kalmazdık, sahiden deprem vergileri nerede, deprem toplanma alanları nerede?

Bu yaz içimiz kan ağlayarak ormanlarımızın nasıl yandığını izledik. Ege ve Akdeniz’de çıkan yangınlarda ciğerlerimiz yandı ormanlarımızla beraber. Akıl almaz icraatların, hesapsız kitapsız işlerin uzmanı mevcut iktidar sayesinde, yangın kontrol edilemez boyutlara ulaştı maalesef çok kısa bir sürede…

Ülkenin dört bir yanı ormanlık, ülkede ciddi bir orman yangını riski var, özellikle iklim değişiklikleri, nemin düşük olması, yangın riskini çok daha büyüttü. Özellikle benim de bilir kişi olarak faaliyet gösterdiğimi bir alan olması hasebiyle yangınlar konusunda maalesef ülke olarak sınıfta kaldık. Biliyorsunuz, orman yangınları çok zor söndürülen ama aslında tedbirleri alınırsa çok kolay söndürülebilecek alanlardır. Maalesef o bölgeyi incelediğimizde, orman yangınları için gerekli emniyet yollarının gerekli standartlara uygun olmadığını, su kaynaklarının yetersiz olduğunu, hidrant hatlarının yeterli olmadığını, su depolarının ve koordinasyonun olmadığını da hep beraber gördük. Vatandaşlarımız sosyal medya üzerinden orman yangınlarının söndürülmesi için yardım çağrısında bulundu. Yardım çağrısında bulunan bu vatandaşlar, vatan haini olarak adlandırıldılar. 

Ülkemizin önemli kurumlarından biri olan Türk Hava Kurumu (THK), işlevsizleştirildi. En son yapılmış uçak ihalesinde 5 bin litre ve üzeri olarak tanımlanan bu ihalede, maalesef THK’nın uçakları 4 bin 900 litre kapasiteli idi ve 5 damacana suya THK satıldı. Hiç kimse kusura bakmasın; İspanya’dan gelen, Hırvatistan’dan gelen yardım uçakları, bizim THK uçaklarımızın birebir muadiliydi ve yangında ne kadar başarılı olduklarını gördük. İhalesi yapılmış olan, Rusların yollamış olduğu uçaklardan bırakılan suyun, maalesef yangın bölgesine sirayet etmeden havada buharlaştığını hep beraber gördük mü; gördük. Bizim engebeli arazilerimizde manevra kabiliyetleri çok yetersiz olan bu uçaklarla başarılı olunabildi mi; olunamadı. Maraş’ta düşen bu uçaklardan biri 5 vatandaşımızı, 3 mürettabatımızı kaybettiğimize hep beraber şahit olduk mu; olduk. Aklın yolu bir, THK uçaklarının 4 milyon dolar gibi bir parayla yedek parçalarının temin edilmeden, atıl bırakılması bu vatana ihanettir.

O yüzden önümüzdeki süreçte Orman Bakanlığı’nın bu konularla ilgili tedbirleri şimdiden alması lazım. İBB Bünyesinde bu önlemlerin alınmasıyla alakalı bir toplantı yapıldı. İnşallah önümüzdeki süreçte İBB İtfaiye Daire Başkanlığı Bünyesinde havadan müdahale için bir helikopter kiralanması durumu var ve yakında ihaleye çıkılacağı kanaatindeyim.

Ormanlarımızla birlikte orman da yaşayan canlarımız da kaybettik maalesef. Bu yanan alanların imara açılmaması bizim en büyük temennimizdir ve takipçisi olacağız.

 İBB ekipleri de tam kadro yangın bölgesindeydi. En son gelen ekibi Yenikapı’da ekibimizi karşıladığımızda hepsinin hikâyelerini gözyaşlarıyla dinledik ve onlarla gurur duyduk. Büyük bir mücadele örneği verdiler ve yangınları söndürmek için aralıksız mücadele ettiler. Yorulan personeli değiştirmek istese de İBB yönetimi, sağlık problemleri olanlar dahi kalıp görevlerine devam etmek istedi. Ve oradan vatandaşların alkışlarıyla döndüler.

Buradan yangın bölgesinde görev alan tüm İBB çalışanlarına ayrı ayrı teşekkür etmek isterim. Ayrıca yangında canla başla görev alan görev alan Orman Bakanlığı çalışanlarına, tüm sivil toplum kuruluşlarına, tüm vatandaşlarımıza ve diğer Büyükşehir Belediye Başkanlarımıza da da teşekkür etmek isterim.

Değerli Meclis Üyeleri,

Bakın, bu acının üzerinden çok geçmemişti ki Batı Karadeniz’de bu kez sel felaketleriyle tekrar üzüntüye gark ettik. Maalesef dere yataklarına yapılmış alanlar büyük risk taşıyor. İBB Tuzla Meclis Üyemiz ve İnşaat Mühendisi sayın Akın Gürkan, İBB heyetiyle birlikte sel bölgesini ziyaret etti ve getirmiş oldukları rapor da bizler için çok kıymetliydi. O raporda da belirtildiği üzere, o bölgelerdeki sel felaketlerinin en büyük nedenlerinden biri de maalesef alanda birikmiş olan tomrukların baraj vazifesi görmesi ve önüne ne geliyorsa alıp götürmesi bir faciaya sebep oldu.

Ama bu necip Türk milleti her türlü felaketin üstesinden geldiği gibi birlik, beraberlik, dayanışma içinde atlattı bu zor günleri de…

Bir daha bu acıların yaşanmaması en büyük temennimiz… Umarım ülkemiz bu felaketlerden ders çıkarır ve dere yataklarına yapılan inşai alanları durdurur. Ama en son Giresun Dereli’deki sel felaketinden sonra, yine aynı bölgede, aynı yerde iskânının devam ettiğini görüyoruz ne yazık ki… Oysa akıl etmemiz lazım. Yüce Allah bize “efelâ ta’kilûn” “akıl edin, düşünün” diyor ama maalesef “bir musibet bin nasihatten iyidir” lafı olmasına rağmen yine düşünülmeden hareket ediliyor..

Değerli arkadaşlar,

Ağustos ayı Türk’ün zafer ayıdır biliyorsunuz. Tarihteki tüm büyük Türk zaferleri ya Ağustos’ta başlar ya da Ağustos’ta biter. Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt’i, Cumhuriyete gidilen yolda kazanılan destansı mücadelemiz 30 Ağustos zaferini barındırır içinde..Bu yıl da yine büyük bir coşku ve gururla kutladık her iki zaferimizi de..

Baktık ki, Türk kelimesini ağzına almaya imtina edenler, Türk olmaktan utananlar, büyük Türk milleti olduğumuzu söyler, Malazgirt Zaferini de kutlar oldu. Bunlar iyi gelişmeler…

Malazgirt’i kutlayan, Türklere Anadolu’nun kapısını açan sultan Alparslan’ı anan Sayın Cumhurbaşkanı, 30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutlarken ‘Sakarya Panaroması’nın bulunduğu bir görsel paylaştı. Ancak görsel kırpılmış, tam da büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün olduğu kısım çıkartılmıştı. Tabi bu paylaşımları Sayın Cumhurbaşkanı atıyor demiyoruz ama danışmanlarının buna dikkat etmesi gerekir. ‘Atatürk’süz bir 30 Ağustos kutlanması kabul edilebilir mi? Bizim için yok hükmündedir.

İBB’nin Yenikapı’da düzenlediği Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in de katıldığı büyük 30 Ağustos Zaferi kutlamasında ise her yerde Atatürk vardı; Bağımsızlığa, Cumhuriyete ve milli iradeye olan inancını haykırdı hem de en gür sesiyle….

O gün, Atatürk’ün en sevdiği dans olan vals de vardı. İBB çalışanlarının vals gösterisi bir harikaydı. Zaferin çocukları sayesinde, bayram gibi bayram kutlandı.

Bakın size bir anekdot anlatayım;

Büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, hayatının son balosuna 2 Şubat 1938’de katılıyor. Ve son valsini, son zeybeğini bu baloda yapıyor. Atatürk baloda, valsi yarıda kestiriyor ve zeybek oynamaya başlıyor. Yani diyor ki; yeni Türkiye Cumhuriyet batının modern yüzünü, Türkiye’nin kültürel değerleriyle yoğuruyor. Bize vals etmek de yakışır zeybek oynamak da…Eğer işini iyi yapıyorsan vals de oynarsın zeybek de…

Atatürk’ün kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı da yine alışıldığı üzere 30 Ağustos’u andığı hutbesinde Cumhuriyetimizin kurucusu, bu toprakları bizlere vatan yapan büyük önder Atatürk’ü anmadı. Hutbede Diyarbakır’ı fetheden İyaz bin Ganem bile anıldı da, Büyük Taarruz’un Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün esamesi okunmadı.

Herhalde bu konuşmasının bir mükafatı olarak, Cumhurbaşkanlığı’ndaki 30 Ağustos töreninde protokolde Genelkurmay Başkanı’nın önünde yer aldı Diyanet İşleri Başkanı…40 basamak birden yükselerek 12. sıraya yerleşti.

Bu denli itibar gören Diyanet’in hızını kesmek de mümkün olmuyor. Diyanet İşleri Başkanı asli vazifesini unutup yasa ve kanunlara karışmaya başladı. “Sosyal medyanın kullanımıyla alakalı yasal bir mekanizma, ötelenemez bir zorunluluk.” Dedi.

Son olarak yine sosyal medya hakkında dedi ki; “gençlere kul olduğunu unutturuyor sosyal medya.”

Kul hakkı yemenin, devlet malını yemenin haram olduğunu açık açık diyemedikleri için hep bu gündem değiştirmeler… Diyanet’ten bir de  ‘yengeç, ıstakoz, karides, kalamar, midye, yemek helal değildir’ fetvası geldi. Vatandaş, ay sonunu nasıl getireceğim diye kara kara düşünürken, Diyanet’in fetva veren Din İşleri Kurulu, AK AK düşünüp sonunda bu deniz ürünlerini haram kılan fetvayı bulmuştu.

Bakın eğer helalinden kazanıyorsanız bu deniz ürünlerini yiyebilirsiniz, sonuna kadar helaldir. Düşünsenize, bu halkın vergilerini lükse, şatafata, pahalı otel toplantılarına ve zırhlı makam araçlarına harcayarak, israfta sınır tanımayanlar, bu deniz ürünlerini yemek haram diyordu. Bunu diyen bir de “faize helal” diyen Diyanet, bunu da belirtmeden geçemeyeceğim.Biliyorsunuz önceki dönem İBB yolsuzluk dosyalarını ortaya çıkarmıştı İBB Tetiş Kurulu ve çıkarmaya da devam ediyor. Teftiş Kurulu’nun incelemeleri sürüyor. Biz bunları açıklıyoruz ve hemen peşinden “biz bunları inceleriz” diyerek, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişleri geliyor ve dosyalara el koyuyor. Savcılığa yollanmış olan dosyalarla ilgili de tek bir ilerleme bile yok..! Sadece benim buradan yapmış olduğum konuşma ile ilgili bir suç duyurusunda bulundular hakkımda, savcılığa gittik ifademizi verdik. Şikâyetlerinin gerekçesi de “Sülün Osman’a rahmet okutursunuz” demiş olmam. Demiştim ve hâlâ da diyorum. Gerçi Sülün Osman hiç olmazsa saf vatandaşı dolandırmıştı, devleti dolandırmamıştı. Askeriyenin içindeki fonksiyonu olmayan bir alanı İBB’ye sattılar. Ve öyle bir satış ki, öyle kıymetli bir alanmış ki, hâlâ atış alanı olarak görünüyor. Alım-satım vergilerini bile İBB’ye ödettiniz. Bu ahlaksızlıktır ve bu yolsuzluktur.

Gayri ahlaki bir durumdur.

Bu nasıl Hukuk devleti? Ondan sonra yeni yargı dönemi açılıyor, kalkıp dua ediyorlar. Peki, sormazlar mı; Neye dua ediyorsunuz? Adaletin ruhuna El Fatiha mı okuyorsunuz? diye.

O yüzden, Kuvvetler Ayrılığı ilkesinin Kuvvetler Birliğine döndüğü Türkiye Cumhuriyeti’nde, Yasama, Yürütme, Yargıyı tek elde toplandığı bir yerde Adaletten ve Hukuktan bahsedemezsiniz. Herşeye artık bir kişi karar veriyor. Ondan sonra tutturmuşlar “daha adil bir dünya mümkün” diye kitap yazmışlar. Biz de diyoruz ki, daha adil bir Türkiye bizlerle mümkün…

Değerli Meclis Üyeleri,

Cumhuriyetin kadınları, Avrupa’da yine bir destan yazdı. Türk sporcusuna yakışan üstün bir başarı sergileyen ve bizleri bir kez daha gururlandıran Filenin Sultanlarını ve bu başarıda tüm emeği geçenleri yürekten kutluyorum.

Ayrıca iki başarılı boksörümüz Busenaz Sürmeneli ve Busenaz Çakıroğlu’nu da bir kez daha kutlamak istiyorum ülkemize yaşattıkları büyük gurur nedeniyle…Tokyo’da bir tarih yazdık sayelerinde..

Kadın özgürleştikçe fikri de yeteneği de mutlaka sınırları aşar. Ve şu da bilinsin ki; kadını ikinci sınıf vatandaş olarak gören, sanatta, sporda olmasına dayanamayan karanlık zihniyet, kendi karanlığında er geç mutlaka boğulur. Taliban zihniyeti, kadının hükümette işi yok, onun yeri evidir” derken, “Taliban ile ters bir yanımız yok” diyenlere bir kez daha yüksek sesle haykırıyoruz; Kadın varsa umut var..!

Aslında buradan kutlamak istediğim bir isim daha var. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan’ı da kutlamak isterim. Yazmış olduğu kitapla ilgili. Ben o kitabı aldım okudum ve mutlaka alıp okumanızı tavsiye ederim. Kitabın ismi “Daha adil bir dünya mümkün” “Ben kitap okumam, özet çıkarırlar bana, ben onu okurum” diyen Cumhurbaşkanımıza kendi kitabının da özetini vermişlerdir umarım. Sonuçta yazdığı kitapta neden bahsedildiğini bilmek onun da hakkı..

Kitapta şunu diyor sayın Cumhurbaşkanı, “Sadece beş ülkenin bütün dünyanın kaderini etkileyecek konularda karar vermesi ne ahlaki ne adildir. Dünya beş ülkeden büyüktür.”

Biz de diyoruz ki; Sadece bir kişinin bütün Türkiye’nin kaderini etkileyecek tüm konularda karar vermesi ne ahlaki ne de adildir. Türkiye AK Partili bir Cumhurbaşkanından büyüktür…

AK Partili demişken de okumuşun cahili bazı AK Partili şahıslar, durup durup partimize yönelik mesnetsiz iddialar ortaya atıyor ve hâlâ FETÖ ile iltisaklı olduğumuzu söylemeye çalışıyorlar. Ve bunu söyleyen ahlaksızlar da, dün Fenerbahçe orduevinin önünde FETÖ’nün bildirisini okuyan namussuzlar…O yüzden eğer İYİ Partiyi ağzınıza alacaksanız Salavat getirmeniz lazım. O Avukat AK Parti Grup Başkanvekiline burada söylüyorum; Eğer İYİ Partinin FETÖ ile iltisakı olsaydı, sen o partinin içinde olurdun sevgili kardeşim.

İYİ Partinin çok kısa sürede halkla bütünleşip 3. parti konumuna yükselmesi bazı insanları rahatsız ediyor. Gidecek ve gitmesi de bizi ziyadesiyle memnun ediyor. 

Partimiz çok zorluklarla kuruldu. Ve artık yeni partiler bu ülkede kuruluyorsa bu ülkede; Cesurlar Hareketinin, Genel Başkanımız sayın Meral Akşener’in sayesinde…İstanbul il Başkanımız sayın Buğra Kavuncu’ya bir saldırı oldu Halk TV çıkışında. Dışarıdan gelen bir vatandaş, yumruk atarak saldırıda bulundu İl Başkanımıza… Bakın sayın Buğra Kavuncu, Türkiye’nin en büyük 3. partisinin İstanbul İl Başkanı.. İl Başkanımızın korumalarını aldılar. Neden biliyor musunuz? 31 Mart ve 23 Haziran’ın hesaplaşması adına alındı.

Bugün AK Partinin İlçe Başkanlıklarında dahi,  polis koruması kulübeleri varken, 3 tane korumayı İl Başkanımıza çok gördünüz. Sizden koruma isteyen sizin gibi olsun; biz İl Başkanımızı koruruz ve korumaya devam edeceğiz..!

4. yılımızı kutlayacağız yakında ve tüm Türkiye İYİ Parti’nin geldiği yükselişi görecek.

Bir daha ne 12 Eylüller yaşansın, ne de demokrasi tarihine kara bir gün olarak geçen 17 Eylüller…

Çünkü; Ülkeyi kaostan kurtaracak şey darbeler değil, demokrasi ve hukuktur. Ne askeri ne sivil darbe, yaşasın tam demokratik Türkiye!

Dün 12 Eylül’ün yıldönümüydü, Ülkesi, Bayrağı ve Milleti için ölenleri bir kez daha rahmetle anıyorum.

Bir daha ne 12 Eylüller yaşansın, ne 15 Temmuzlar ne de kahpe 17 Eylüller…

Demokrasi ülkeyi huzura kavuşturma sanatı olmalıdır. Gerilim yaratma uzmanlığı değil.

Şu da var ki; yapısal reformlar olmadan bu ülkeye maalesef yatırım yapmak kimse istemiyor. Daha fazla demokrasi, daha fazla hukuk ve daha fazla özgürlük olmadan maalesef bir şey olmaz.

Ve demokrasi öyle bir nimettir ki; Şeriat istersin, birden kendini demokrasiyi savunmak için meydanlarda bulursun.

Demokratik bir toplumun oluşması da, demokrasiyi önceleyen ve kendisi de demokratik olan bir eğitim sistemiyle mümkündür.

Demokrasi ve hukuk, ülkeyi kaostan kurtaracak bir zorunluluk ve de eğitim şart diyoruz bir kez daha…

Eğitim demişken, artan vaka sayılarına rağmen geçen hafta yüz yüze eğitime başlandı okullarda, yeni bir Milli Eğitim Bakanı ile…. Bakanı gitti, yardımcısı geldi ve AK Parti döneminin 8. Milli Eğitim Bakanı oldu.

Yeni Milli Eğitim Bakanı, İmam Hatip lisesi kökenli bir mühendis.. Öğretmen değil anlayacağınız. 10 kez sistem değiştirdiler ama bir türlü dikiş tutmadı. İktidarın eğitimde tek övünebildiği şey ise biz her tarafa İmam-Hatipler açtık oldu.

Her tarafa İmam-Hatip Liseleri açarak dindar bir nesil yetiştirebileceklerini düşündüler anlayacağınız. Oysaki İmam-Hatipler ciddi bir mesleki eğitim gerektiren ciddi okullardır. Her tarafa İmam-Hatip Liseleri yaparak ülkeyi kalkındıramazsınız. İmam Hatip Liseleri kıymetli, İmam-Hatip liselerinin yanındayız ama biraz daha Fen Liselerine ağırlık vermemiz gerekir. Ülkenin geleceği ilimle, bilimle, akılla olur.

Değerli Meclis üyeleri;

İslam dini doğruluğu benimseyen ve teşvik eden bir dindir. Çünkü peygamberimiz emin sıfatıyla bilinir. Yani imanla doğruluk arasında oldukça sıkı bir bağ vardır. Kişi, önce niyet ve eylemleriyle tutarlı ve doğru bir yol izlemeli, örnek olmalıdır. Ancak bu şekilde sırat-ı müstakime yani dosdoğru yola ulaşılabilir.

Küfrün yuvalandığı bir kalpte iman, hıyanetin kök saldığı bir kalpte emanet bulunamayacağı gibi, yalanın kararttığı bir kalpte de doğruluk barınamaz. Zira Hz. Peygamber, “Bir kişinin kalbinde aynı anda imanla küfür, doğrulukla yalancılık, hıyanetle emanet bir arada bulunmaz.” buyurur.

RÖVANŞİST ZİHNİYETİN ENGELLERİ VE İBB HİZMETLERİ

Bir de İBB gündeminde neler yaşandığına bakalım bu 1 aylık tatilde kısaca:

Cumhur İttifakı’nın bir muhalefet eğitimi alması konusunda birçok arkadaşımla hemfikiriz. İETT üzerinden algılar yapılmaya çalışılıyor. Özel halk otobüsleri de İETT’de artık. Hepsi sarı renk oldu.

İBB’nin 300 yeni otobüs alımı için bulduğu 90 milyonluk borçlanma, 9 aydır sayın Cumhurbaşkanının önünde onay bekliyor.

Nedenmiş? Bu teknik bir konuymuş; İBB’nin yapmış olduğu dış borçlar, ülkenin dış borcuna ekleniyormuş. Dışarıya sadece İBB’nin borçlanmaları mı bizi çok yüksek borçlu gösterecek. Bunlar ufak hesaplar ve bunlardan bir an önce kurtulmalısınız.

Sayın Tevfik Göksu 2017 yılında İBB’ye 375 adet otobüs alındığından bahsediyor. Doğru. Bu otobüslerin ihalesi 3 defa iptal edilmiş, niye biliyor musunuz? ‘Sancak’ların almış olduğu BMC’ye bu ihaleyi verebilmek için…Ve en son İETT’nin bu 375 otobüslük ihalesini en düşük teklifi veren BMC aldı.

O otobüsler, 2017 yılında alındı, artık 5 yaşına geldiler. Bu otobüsleri taksitle aldılar ve 2017’den 2019 yılına kadar bir lira peşinat ödemediler. 45 milyon Euro’dan 20 milyon Euro ödediler. O parayı da Sayın Ekrem İmamoğlu görevden alındıktan sonra, 31 Mart 23 haziran arasında yani sayın valinin İBB’de kayyum olarak göreve başladığında ödediler… O dönem neden o seçimin iptal edildiğinin örneklerinden bir tanesidir bu…Ta ki 23 Haziran’da kasa devralındığında kasada 7 milyon TL olması gibi…45 milyon Euro’yu ödemediniz ve bu yeni yönetim, o paranın yarısını da ödedi.

Bakın İBB siz bu krediyi onaylattırmadınız diye eli kolu bağlı değil, yine bir çözüm buldu. 300 yeni metrobüs kredisi 9 aydır hükümet tarafından onaylanmayan İBB, özkaynaklarla 160 yeni metrobüs alıyor. Bu otobüsleri satın almak için ihaleye çıktı. Çarşamba günü bu otobüslerin sözleşmesi var. Sizleri de davet ediyoruz.

Mal bulmuş mağribi gibi eline fotoğraf makinesi verilmiş Ak Troller otobüslerin peşinde koşuyorlar. Yolda kalmış, itilen otobüslerin fotoğraflarını çekerek onları, sosyal medyada yayınlıyorlar, “geçmiş olsun İstanbul” ibaresiyle… Burada İstanbul halkını cezalandıran sizlersiniz.

A haberde çıkmış bunları haber yapıyor.  Demiştim daha önceden de; eğer bir şeyin başında “A” varsa olumsuzluk vardır. “A politik” “politik olmayan” demektir. “A sosyal” “sosyal olmayan” demektir.

O haberi veren “A Haber” de “Haber olmayan” demektir.

Bakın bunlar, AK Parti döneminde yanan, bozulan otobüsler. ( Video izlettirildi)

İBB çözüm üretiyor, İBB harika yönetiliyor.

İSKİ’nin çalışmaları sayesinde, Üsküdar’da yağmur sularıyla kara ile denizin birleşmesine neden olan o görüntüler yaşanmıyor artık..2009 yılında 32 vatandaşımızı kaybettik biz. Hatta bir annenin elinden çocuğu kaydı gitti ve çocuğun cansız bedeni 3 km ötede bulunduç Bakın bunlar sizin döneminizde oldu. Biz bunlar üzerinden algı ve manipülasyon yapalım mı? Doğru mu bunlar, doğru değil..!

İstanbul için taş üstüne taş koyan herkes bizim için muteberdir.

Ama siyaset yaparken halka gerçekleri söyleyelim. İSKİ yatırımcıdır, İSKİ’nin önümüzdeki dönem ciddi yatırımları vardır. Maalesef bu dönem, müsilaj sorunuyla karşı karşıya İstanbul. Yeni yatırımlar yapılması lazım ve İSKİ’ye sahip çıkılması lazım. Sanki suda yapılmış olan indirimi ‘sayın İmamoğlu özür dilesin, zam verelim’e getirdiniz. Bu kadar vasat bir muhalefet güdüyorsunuz.

Onun haricinde hala komisyonlarda bekleyen durumlarımız var. Nedir bunlar? Raylı sistemlerin borçlanma rakamları bekliyor. Burada siz İstanbul halkını cezalandırıyorsunuz.

Diğer taraftan kalkmışlar tabelaları değiştiriyorlar. Bakın bugün tabelaları değiştirenler yarın tabela partisi olmaya mahkûmdurlar.

Bu kadar korkmayın, bunlar sizin kaynak bulamayıp durdurduğunuz metrolar. Sayın İmamoğlu bunların birçoğuna kaynak buldu. Dünyada şu an 10 metro hattında birden çalışma olan tek ülkeyiz. Yeni logodaki harf değişikliği ‘U’ harfi nereye gidiyor, ‘M’ harfi nereye gidiyor diye vatandaşın aklını karıştırmaktan başka bir işe yaramayacak.

Bunu yapan da benim kıymetli hemşerim, önceki dönem bu konularda İBB Genel Sekreter Yardımcılığı da yapmış olan mevcut Ulaştırma ve Altyapı Bakanı sayın Adil Karaismailoğlu… Metro A.Ş.’ye alternatif U-Ray isimli yeni bir şirket kurma derdindeler Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde… Harfini de tabelaya koydular. Bir de Türkiye Kart isimli bir kart yaparak AK Partili belediyelerde ulaşımı sağlayabilecekleri bir ödeme sistemi geliştiriyorlar. İstanbul’da İBB’ye paralel bir belediye yapmaya çalışıyorlar anlayacağınız…

Eğer İBB Başkanlığına sayın Ekrem İmamoğlu değil de sayın Binali Yıldırım seçilseydi Marmaray’ı da İBB’ye devredeceklerdi.

Ulaştırma Bakanlığının aklını başına alıp İBB’ye bu yerleri devretmesi lazım. AK Parti Grubunun da İstanbul halkı için hareket edip İBB’nin komisyonlarında bekleyen borçlanma yetkilerini artık geçirmeleri lazım..! Siz borçlanma yetkilerini geçirmediğiniz zaman, biz buradan “bakın önümüze engeller koyuyorlar” demeye devam edeceğiz.

Bu metrolarla ilgili Sayın Bakan 7 tane metro yapıldığından bahsediyor. O metrolardan bir tanesi benim dikkatimi çekti.

İBB’nin iptal ettiği Ulaştırma Bakanlığının üstlendiği Çamlıca Camii’ne yapılacak özel raylı sistem hattından bahsedeceğim. Bakın bu hat 3 bin saat kapasiteli bir hat ve rantabl değil. Cemaati olmayan o caminin yaklaşık 2,5 milyon liralık İBB’ye yükü oluşmuşken, oraya yine Ulaştırma Bakanlığı bünyesinden masraf yapılması doğru değildir.  Bunu dedim diye beni burada din üzerinden eleştirmeyin. Yine “efela takılun” diyeceğim yani “akıl edin”, Yüce Allah size “akıl etmez misin” demiş. Camilerimiz kıymetli, ibadethanelerimiz kıymetli ama önce o camilerin cemaatlerini oluşturun. O mescidleri dırâr mescidlerinden çıkarın. O mescidleri artık halkı kucaklaştıran mescidler haline getirin. O camiler dolacak emin olun. Oralara camiler yaparak camileri dolduramazsınız. Bu dönem camiler üzerinde siyaset insanları ayrıştırmıştır. Bugün artık insanlar, kafalarına göre imam aramak zorunda kalmışlardır. Diyanet İşleri Başkanlığının kendisini yeniden sorgulaması lazım. Bu dönem Deizm ve Ateizm’in en büyük sebebi bu uygulamalardır.

İmam Hatiplerle ilgili de birşey söyleyeyim ben size; Cuma Namazlarına gitme oranı da yüzde 13’lere düşmüştür. Önce bunu sorgulayın. Dindar bir nesil yetiştireceksek; Allahını, kitabını, Kuranını bilen Peygamberine inanan insanlar yetiştireceksek, önce ibadethanelerimizi insanları kucaklayacak bir hale getirmemiz lazım.

Biliyorsunuz İstanbul’da ulaşım ile ilgili en büyük problemlerden biri de taksi problemi… Ulaştırma Bakanlığı bunlara kafa yormalı.

UKOME’de 8. kez yeni taksileri reddettiniz.  İstanbul’da taksilerden yüzde 95 de memnuniyetsizlik var. Arkadaşımın kızkardeşi Açıköğretim Sınavına yetişmeye çalışırken yolda indirmiş taksici. Sınava koşarak yetişmek zorunda kaldı. Bana plakayı bildirdiler, ben de Ulaşım Daire Başkanımıza bildirdim. Taksiye sadece yangın söndürme tüpü bulundurmama cezası kesebildik. Maalesef durum böyle..O yüzden İBB’nin UKOME’de önerdiği sistem, yeni bir taksi sistemidir. Bu taksi sisteminin önünde engel olmayın. Bir avuç galericinin, bir avuç taksicinin oyununa gelmeyin.İstanbul, turizme açılan penceremiz ve kapımız. İstanbul’da kaliteli taksi, hem İstanbul halkının, hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hem de ülkemizi ziyarete gelen turistlerin hakkıdır.

Çok kötü taksilerimiz var. Taksi esnafımızın kendilerine çeki düzen vermesi ve kaliteyi yükseltmesi lazım.

Değerli başkanım Volkan Yılmaz Bey, “sayın Cumhurbaşkanı yangın bölgelerine gittiğinde, neden orada muhalefet liderlerini göremedik” dedi. Bakın sayın Yılmaz, sayın Cumhurbaşkanına buradan selam Esenyurt escort veriyor olabilirsiniz, ittifakın bir belediye başkanı da olabilirsiniz. Bizim muhalefetin yani Millet ittifakının liderlerinin yönetsel anlayışı sayın Cumhurbaşaknı gibi değil. Sayın Cumhurbaşkanının yanında milletinin kafasına çay atılır halde bulunmayı istememişlerdir. Biliyorsunuz o yangında Marmaris halkının kafasına çay fırlattı sayın Cumhurbaşkanı.

Bakın yine benim liderim Türk çocuklarının elini öper, gözünü öper ama Arap çocuklarının elini öpmez. Türk çocuklarının kafasına “tak tak” diye, kurdeleyi erken kesti diye vurmaz. O yüzden bizim sayın Cumhurbaşkanı ile bir arada olma ihtimalimiz yok.

İBB tarihinde bir ilk yaşandı. Yeni dönemde 37 kadın itfaiyecimiz göreve Diyarbakır escort başladı. Kadınlar üzerinde pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceğiz. Taliban zihniyetine karşı durmaya devam edeceğiz. Onlarla hiçbir ortak yanımız yok..!

Eylül ayı Meclisinde alınacak kararların İstanbul halkı için hayırlara, Denizli escort uğurlara, iyiliklere vesile olmasını diler, yüce meclisi saygıyla selamlarım.